Anne Sohbetleri: Bengü

Bengü: İç sesinize kulak verin, bebeğiniz size yol gösterecek

Zeynep isimli 6 aylık bir kızı olan Bengü, AnnelereFikirOlsun.com okurları için müzik ve anneliği nasıl bir araya getirdiğini anlattı. Bengü, yeni bir anne olarak annelere ve anne adaylarına seslendi: “İç sesinize kulak verin, bebeğiniz size yol gösterecek.”

Röportaj: Selin Ünaldı

Müzik endüstrisinden uzun zamandır tanıyoruz. Ancak bir süredir anne şapkasıyla öne çıktığınızı da görüyoruz. Müzik kariyeriniz ve annelik birlikte nasıl gidiyor?

Annelik ve şarkıcılık tahmin ettiğimden çok daha mucizevi bir biçimde iyi gidiyor. Tabi ki her kadın gibi ben de anne olmayı çok istedim. O günü dualarla bekledim hep. Doğru zamanı da bekledim. Doğru zaman, bu zamanmış. Bugüne kadar sürdürdüğüm mesleğim bir kenara, annelik her şeyin çok üstünde. Yaşamadan tahmin edemezmişim, yaşayınca anladım. Herkesin dediği gibi muhteşem bir şey; bir mucize anne olmak. O yüzden ikisini bir arada çok keyifle yürütüyorum. Mesleğimi çok sevdiğim için onu ihmal etmeden; anneliği de kalpten ve gönülden istediğim için bütün duygumu, ruhumu, bedenimi, gücümü katarak ikisini de aksatmadan birlikte götürebiliyorum. Hamilelik sürecimde çok şükür beni engelleyecek bir şey yaşamadım, kolay bir hamilelik geçirdim. Dolayısıyla mesleğimi çok etkilemedi. Bir ara vermek zorunda da kalmadım. 8. aya kadar sahneye de çıktım. Sonrasında birkaç ay tamamen kızıma zaman ayırdım. İlk üç ay emzirme dönemi zor ve meşakkatli bir süreçti açıkçası. Yeni anne olan biri için alışma süreci gerekiyor. Onu da atlattım. Şimdi de 6. ayımıza girmek üzereyiz. Vakit geçince de düzeni oturtunca rahat oldu. Planlı bir programlı giderim kendi hayatımda da. Kızımla yepyeni bir sayfa açıldı. O yüzden mesleğim ve anneliğin yeri ayrı. Ama kızım biraz daha ön planda benim için.

Sizi bir süredir e-bebek markasıyla görüyoruz. Bize projenizden biraz bahseder misiniz? Birlikte neler yapmayı planlıyorsunuz?

E-bebek, önce anne adayı, ardındansa yeni anne olmuş biri olarak çok yakından takip ettiğim bir mağazaydı. Devamlı vakit geçirdiğim bir yerdi. Uzman bilgisi ve annelere verdiği önem; sadece mağazacılık anlamında değil annelere verdiği bilgiler açısından da önemli bir marka olduğunu düşünüyordum. Sanıyorum bunu baya bir hayal etmişim ki, e-bebek bana bir reklam ve jingle teklifiyle geldi. E-bebek benim de çok güvendiğim markaydı, onlar da bana güvenince böyle bir yola çıktık. Şimdi önümüzdeki sene reklam filmleriyle sınırlı kalmayacağız. 3 reklam filmimiz dışında annelere faydalı olabilecek videolar da çekeceğiz. Ek gıdaya geçiş yapacağımız bir dönemde olduğumuz için o konuda bir uzman görüşü aldık ve biz neler yaşıyoruz onu konuştuk. Aracı olacağım, anneleri bilgilendirebileceğim bir aktivite alanı da yaratmış da olacağız. Çeşitli yerlerde yapacağımız söyleşiler de bu etkileşime dahil olacak. Dolayısıyla bu birliktelik büyük bir proje. Annelerle iş birliği içerisinde olacağız sık sık. Sohbetler edip, paylaşacağız ve reklam filmleri devam edecek.

Yeni yıla sahnede girdiniz. Bebeğiniz ile bugüne nasıl hazırlandınız?

Programlı bir kadınım dediğim gibi. Planlı oluca da işimi aksatmadan kızıma da vakit ayırabiliyorum. Herhangi bir konserden farklı değildi ama tek fark Zeynep de gelecekti o akşam. Babasıyla birlikte otelde kaldı. 12’de sahneye çıktığımda Zeynep yardımcımızla birlikte odadaydı. Konser bittiğinde de hemen gidip Zeynep’i teslim aldım, birlikte uyuduk. Dolayısıyla çok zor olmadı. Rutin konser programlarımı da ona göre ayarlıyorum. Şehir dışı konsere gittiysem mümkünse ilk uçakla geri dönerek onu da ihmal etmeden, ayrılığımız 4-5 saati geçmeyecek şekilde yanında olmaya çalışıyorum.

Her anne ve bebeğin karakteri, ilişkisi, iletişimi bambaşka

Çalışan annelere yoğun iş temposunda neler önerebilirsiniz? Öncelikle emziren annelerin en çok korktuğu konu bu. “Sütümü sağacağım”, “biberon alır mı” gibi konular anneleri biraz korkutuyor. Annelerin iş dünyasına dönmelerini biz de destekliyoruz. Onlara neler önerebilirsiniz?

Ön yargılı olmamalarını öneririm. Anne olunca en başta kalplerinde bir evham ve kaygı duygusu oluşuyor. “Yetişebilir miyim”, “saat geç olmasın”, “emzirme saatini atlamayayım”, “ya doymazsa”, “biberona alışır beni unutursa” gibi. Bu gibi soru işaretlerini ben de yaşadım. En başta şuna inansınlar; benim ve kızımın hikayesi herkesten farklı. Bir anne bir durum yaşadıysa, aynısını yaşamak durumunda değilim. “Ben bunu yaşadım, sen de yaşarsın” demek zorunda değilim. Her anne ve bebeğin karakteri, ilişkisi, iletişimi bambaşka. Kızımla ilk andan itibaren iletişim kurdum ve akışına bıraktım. İşime döndüm ama bunu bir eziyet haline getirmedim. Yorulduğumda belki işi biraz daha erteledim ama kendimi iyi hissedince daha çok çalışmak istedim. Bu bir dengeydi benim için. Hepimizin kaygıları var, hiçbirimiz mükemmel olamıyoruz. Ama plan ve program yaparak iki işi de başarıyla tamamlayabiliriz.

Katı besinlere geçtik dediniz, organik beslenme konusunda ne düşünüyorsunuz?

Ailemde de anneannem zamanından bu yana organik beslenmeye çalıştık. Zaten Ege’liyim. Taze meyveler, toprağından ürünlerle beslendik. Besinleri bahçemizde yetiştirerek, toprağına dokunarak, dalından kopararak yedik ve böyle gördük. O yüzden de hayatıma yeni soktuğum bir konu değil organik beslenme. Tabi günümüzde biraz daha moda oldu. Markete gittiğinizde bir organik bir de organik olmayan ürün görüyorsunuz. Açıkçası önümüze organik denilerek konulan her ürüne de güvenmiyorum. Anne olunca daha fazla araştırıyorsunuz. Bizim evimize her gün besin getirebilecek güvendiğim birkaç yer buldum. Sebzemizi, elmamızı, portakalımızı, havucumuzu oradan sağlıyorum şu an için. Onun dışında her anne gibi özenerek en temiz ve güzelini vermeye çalışıyorum.

Anneler bebekleri konusunda doğum öncesi ve sonrasında tüm yenilikleri ve araştırmaları takip etmeye çalışıyorlar. Siz de çocuğunuz için en iyisini araştıran, bebeği için en iyisini arayan bir insan olarak, Türk eğitim sisteminde alternatif eğitim olarak görülen Montessori, Waldorf, Reggio Emilia gibi sistemlerde eğitim veren merkezler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Öncelikle araştırmanın sonu yok. Yeni yeni bunların üzerine düşmeye başladım. Zeynep 6 aylık ama ben de anne olarak onun için en iyisini bulmak istiyorum. Mesela Waldorf yaklaşımını biraz araştırdım. Eğitimi bir sanata dönüştürmeyi tercih ettiği için bana çok yakın geldi. Çocukların ilerde özgüven kazanmaları, rekabet etmek yerine yardımlaşarak bu duyguyu edinmeleri muhteşem bir şey. Biz anne-baba olarak bu bilgiyi vereceğiz ama yine de bu eğitim sistemlerini sonuna kadar araştırıp en iyisini kızıma aktarmayı düşünüyorum.

Zeynep’i bir oyun grubuna vermeyi düşünüyor musunuz?

Evet, çok istiyorum. Hatta bu konuda sizden yardım almayı istiyorum. Burada tabi ki bilen dostlardan fikir almak çok mühim. Tecrübe edinmiş annelerden özellikle. İlk kez anne olanlardan biri olarak her geçen saniye yeni bir bilgi öğrendiğim için yetişemeyebiliyorum. Bu konuda Zeynep’in çok sosyal bir çocuk olmasını istediğim için kendine has bir çocuk olmasını istiyorum. Fikirleri ve seçenekleri sunayım o ne isterse seçsin istiyorum. O yüzden oyun grubuna başlamasını çok cazip buluyorum. Bence eğlenceli ve güzel olur. Kendine güveni ve sosyal olması açısından önemli. Oturduğumuz sitede ebeveyn katılımlı oyun grubu ve atölye merkezi var. Çok hoşuma gitti. Bebek yogaları, oyun atölyeleri birçok alternatif var. Baharda oyun gruplarına gideceğiz. Daha bilinçli hareket etmem gerektiğini de biliyorum. Bunu da sizin gibi tecrübeli annelerden, araştırmış kişilerden bilgi alarak yapacağım.

Kardeş konusunda ne düşünüyorsunuz? Sizce Zeynep’in bir kardeşi olmalı mı?

Zor bir soru. Yeni bir anne olarak daha çok taze yaşadıklarım. Bedenimin ve ruhumun biraz bunun tadını çıkarmaya ihtiyacı var. Dolayısıyla bir iki sene, Zeynep’i biraz büyüttükten sonra hala Allah nasip ederse o zaman istiyorsak bir kardeşi olmasını isterim. Ama bunu zaman gösterecek. Benim de bir ablam var. Abla-kardeş, abi-kardeş gibi duyguları her çocuğun tatması lazım diye düşünüyorum. Kısmet diyelim.

Kendime rahat olmayı öğretmeye çalışıyorum

Hepimizin annelikle ilgili zorlandığımız konular var. Özellikle çevreden duyduğumuz “sütün geliyor mu” gibi replikler var. Duyduğumuzda gülümsediğimiz de üzüldüğümüz de şeyler oluyor. Annelik konusunda en zorlandığınız şey nedir?

Kaygı. Çok titiz bir yapım var. Biraz kendime rahat olmayı öğretmeye çalışıyorum. Anne olmadan önce rahat olacağım sanıyordum. Anne olduktan sonra o evham ve minik vicdan azabı kalbimden gitmiyor. Hepimizde aynı kaygılar, aynı tedirginlikler, sütüm azaldı ne yapacağım şeyler gibi bütün bunları yaşıyorum. Sen de bunları yaşıyor musun diye sorduğunda benzer şeyler duymak güç veriyor. O yüzden ben de onu söyleyebilirim. Loğusalığı da yaşadım; emzirme sürecinde sıkıntılar da çektim. Etraftan gelen yorumlar da oldu, kulak asmamayı başardım. Sadece bu konuda kendimi tebrik ediyorum. Mesleğim gereği çok fazla bilgi vermek isteyen oluyor. Bazılarına acaba mı diyorsun, bazılarını kulak ardı ediyorsun. Sadece iç seslerini, kendilerini ve bebeklerini dinlesinler, etraflarındaki kimseyi dinlemesinler. Bebek anneyi yönlendiriyor her türlü.

Selim’in “Babalar yapmaz“ cümlesinin altını çizdiğini görmedim

Lohusalık döneminde babaların desteği önemli. Eşinizin bu dönemde size yardımı oldu mu?

Şükürler olsun o konuda çok şanslıyım. Selim (Selimoğlu) çünkü her zaman yardım etmeye çalışan, gayret eden bir baba oldu. İlk günden beri! Hastanede altını değiştirmekten, gece benimle uyanıp, bana yardım edip çektiğim ağrılar karşısında sırtımı sıvazlayan, bana ve bebeğine yardımcı olan bir baba oldu. Babalar yapmaz cümlesinin altını çizdiğini görmedim. Tam tersi, babalar da mama yedirir, babalar da alt değiştirir, babalar da işten gelince banyo yaptırır, o sevgiyi babalar da çocuğuna verir gibi… Ben çok mutluyum, evde olmadığım zaman o yardımcı oluyor. Çalışmama da her zaman destek oluyor. Onun dışında onunla vakit geçirmeyi, manevi olarak o sevgiyi ilk günden beri görebiliyorum. Şefkatli de bir baba. Şanslıyım bu konuda.

AnnelereFikirOlsun.com takipçilerine önerilerinizi almak isterim.

Tamamen iç sesinize kulak verin. Çektiğiniz zorluklarda, sabredemediğiniz anlarda bebeğiniz size yol gösterecek. Bütün cevaplar aslında onun gözlerinde. Karşılıklı iletişim, konuşmak, bakışmak çok iyi geliyor. Anlamıyor sanıyorsunuz ama anlıyorlar. Hep öyle yaptım. Anne ve bebeğin önüne geçilemeyecek bir şey. O bağı kuvvetlendirerek her şeye çözüm bulabilirsiniz gibi düşünüyorum. Deneyimli bir anne olarak ben de size sormak isterim, 8-9. Ayda oyun gruplarına başlatmak isterim.

Bir yorum

  • Zühal ünaldı

    Muhtesem bir söyleşi olmuş
    Bengü yü kutluyorum
    Anneligi güzel kavramış
    Gerçektende bebek ve anne uyumunu kurabilenlerin isleri daha kolay ve saglikli bence her baba ilk günden bebeği yasamali konsantrasyona dahil olmali uzak tutulmali
    Çekirdek aile ilk günden olusturulmali …
    Etraftan gelen soylemleri dinleyip sentez etmeli akla uygun olan alınıp digerlerine gülüp geçilmeli diye düşünenlerdenim üç cocuk annesi olarak tecrübelerimle
    Selam ve sevgilier genc annelere sevgi sefkat sabir güzellikler diliyorum….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.